Giresunspor’un hikâyesi bir sezon ile başlamadı

Yayınlama: 23.01.2026
Düzenleme: 23.01.2026 09:35
6
A+
A-

Giresunspor’un hikâyesi, “bir dönem iyi oynadık” diye özetlenecek kadar sıradan değil.

Bu şehir, fındığın gölgesinde büyürken; yağmurun hiç eksik olmadığı kaldırımlarda, Çotanak’ın sesi de hiç eksik olmadı.

1967’de kurulan kulüp, yıllarca “taşra takımı” etiketiyle küçümsendi ama her kuşak, bir şekilde o yeşil-beyaz formaya tutunmayı bildi. Çünkü Giresunspor burada sadece futbol değil; hafıza, inat ve kimlik.

 

Sonra 2020-2021 sezonu geldi. 1. Lig’de uzun bir maraton… Zor deplasmanlar, dar kadrolar, “bu iş yine olmaz” diyenler. Ama Giresunspor ligi 2. sırada bitirip Süper Lig biletini aldı. Bir anlamda 44 yıllık hasretin randevusuna yeniden gitti. O gün şehirdeki sevinç, bir gol sevincinden fazlasıydı; yıllardır “bir üst lige çıkınca da tutunamaz” denilen bir memleketin kendi kendine attığı imzaydı.

 

2021-2022’de Süper Lig’de mücadele ederken, herkesin dilinde aynı cümle vardı: “Kesin düşer.”

İşte futbolun acımasız kibri burada başlar.

Büyük şehirlerin büyük bütçeleri konuşulur, Anadolu’nun emeği “tesadüf” sayılır. Oysa Giresunspor o sezon, “tesadüf” denileni sahada tokat gibi hatırlattı. Beşiktaş’ı deplasmanda 4-0 yendi. Tarih 27 Kasım 2021’di. Galatasaray’ı yine deplasmanda 1-0 devirdi. 8 Ocak 2022… Trabzonspor’la Trabzon’da 1-1 berabere kaldı; 19 Ocak 2022’de. Bu üç sonuç bile şunu anlatıyordu: Bu takım “düşecek” diye bekleyenlerin keyfini bozmayı iyi biliyor.

 

Derken 2022-2023…

Süper Lig’de yıllar sonra iki sezon üst üste kalabilmek, başlı başına bir eşik. Giresunspor yine yaptı. Üstelik öyle sıradan galibiyetlerle değil, “büyük” sayılanların evinde, yine deplasmanda.

Sezonun 2. haftasında Galatasaray’ı 1-0 yendi; 13 Ağustos 2022. Ardından Fenerbahçe’yi Kadıköy’de 2-1 mağlup etti; 12 Kasım 2022.

Şimdi insan sormadan edemiyor: Madem bu takım bu kadar direnç gösterebiliyordu, madem bu kadar “oyun aklı” üretebiliyordu…

O arada ne oldu da her şey bir anda dağıldı?

 

İşte burası karanlık.

Hakan Karaahmet’in baskılarla görevden el çektirilerek istifa ettirilmesi, Nahid Yamak’ın yönetime gelişi…

Sonrası sanki asansörün halatları kopmuş gibi. 1. Lig, 2. Lig, 3. Lig… Düşüş sadece sportif değil; kurumsal, mali, psikolojik bir çöküş. Tribünde biriken öfke ile şehirde büyüyen hayal kırıklığı aynı yere çıktı: “Bu kulüp kimlerin elinde, nasıl yönetiliyor, neden kimse hesap vermiyor?”

 

Üstelik mahkemelerde süren bir Giresunspor davası var; şimdilik hiç girmeyelim. Zaten memleketin adalet koridorlarında kaybolan dosyaları düşününce insanın içi daralıyor. “Sonra konuşuruz” dediğimiz meseleler, bazen hiç konuşulamadan büyüyor çünkü.

 

Tam da kayyum tartışmalarının alevlendiği günlerde, 2024-2025’te yokluklar içinde göreve gelen Emin Eltuğral ve ekibi ortaya çıktı.

Şov yapmadan, mikrofon kovalamadan…

Geçmişin yanlışlarına sığınıp başkanlık makamını bir “ağlama duvarına” çevirmeden.

Asıl zor olanı yaptılar: Kulübü hayatta tutmaya çalıştılar.

FIFA nezdinde, sayısını bizim bile unuttuğumuz dosyaları kapatarak Giresunspor’un önünü açtıklarını gördük; en azından bunu inkâr etmek haksızlık olur.

 

Kutlamak gerekiyor mu?

Evet, gerekiyor. Çünkü Türkiye’de kulüpler ya “günü kurtarma” ile övünür ya da “enkaz devraldık” diyerek yıllarca aynı cümleyi tekrarlar.

Eltuğral çizgisi, en azından şu ana kadar, başka bir yere basıyor: Sessiz ama ısrarcı bir toparlama.

Başkanın kafasında kurguladığı bir strateji var; ayrıntısını belki sadece kendisi biliyor.

Fakat sonuçlar, bu stratejinin önemli ölçüde işlediğini gösteriyor.

 

Elbette alınacak çok mesafe var.

TFF’de devam eden dosyalar nedeniyle transferleri şimdilik amatör lisans kanalı üzerinden yürütmek zorunda kalmak, kulübün hâlâ ne kadar dar bir alanda nefes aldığını gösteriyor.

Ama burada mesele sadece yönetimin “becerisi” değil.

Asıl soru şu: Bu şehir, bu camia, bu taraftar; aynı anda aynı yöne bakabilecek mi?

Yoksa her başarı kıvılcımında, eski kavgaların dumanı mı yükselecek?

 

Giresunspor’un bugün ihtiyacı olan şey, mucize değil.

Netlik, sabır, dayanışma.

Ve en önemlisi, geçmişi romantikleştirip bugünü harcamamak.

Çünkü bu kulübün hikâyesi bir maçla başlamadı; bir hatayla da bitmemeli.

Giresun bunu hak etmiyor.

Çotanak bunu hiç hak etmiyor.

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.